GNU/Linux dünyasında akıllı gezinmeler

Mart 20, 2009

Bilgisayar Kapsar İnsan Yaşamını bölem Bir: Bilgi ve Paylaşımı

Sanayi devrimi insanoğlunun emek gücünü ortaya çıkartmış; yıllar yılı baskın kalan emek gücünün diğer üretim araçları ile bütünleşerek benliğini bulmasıyla da insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak ürün ve hizmetlerin üretimi artmıştır.

Emek gücü, akıldan ve yaratıcılıktan yoksun ele alındığı zaman mekanikleşir; burada kuşkusuz akıl ve yaratıcılık devreye girer. Çağımızın kuşkusuz gerçeği ise bilgi ve bilişimdir; nasılsa ki sanayi devrimi emegi ortaya çıkartmıştır, bugün içinde bulunduğumuz ve an olmaktan çok kesintisizce sürecek gibi olan bilişim çağı da insan oğlunun beyin gücünü açığa çıkartmıştır.

Aklı kullanmak yaratıcılığı doğurur ve emeği mekanikleşmekten uzaklaştırır. Bugün etrafımızı saran makineler bizim yerimize mekanikleşerek (zaten öyleler) birçok işi görmektedir; üstelik durmaksızın. Ta ki, fişleri çekilene dek, aşırı yüklenep de parçaları bzulana ya da iş görmeleri için kendilerine yüklenen yazılımların ihtiyacı karşılamaz hale gelmesine dek çalışırlar.

Dünya üzerinde insan ortaya çıktığından beri insan oğlu daima bazı şeyleri; bunlar kendi ürettiği olur, bir şeklide bulduğu olur, satın aldığı olur, hatta çaldığı olur; sahiplenir, paylaşmaz. Bunun çeşitli çözümlemeleri yapılmıştır; amacımız bu konulara girmek değil bizi ilgilendirene eğilmektir. Neden olarak beylik bir şekilde sahiplenme, kişiye özel kılma, saklama ve sakınma, kar elde etme sayılabilir.

Bir soru sorulacak olursa bu esnada “bilgi bir ürün ya da hizmet midir?” olabilir ki, kesin cevap şudur: “Evet bilgi, bugün, yarın ve gelecekte de satın alınabilecek bir üründür.”

Neticede bugün geçmişte hiç olmadığı kadar bilgisayarlarla, elektronik aletlerle içli dışlıyız ve bilişim karşısında ne mahremiyetimiz kaldı ne de özel yaşantımız. Hatta bugün birçok iş kolu bilişim dünyasının genişlemesi nedeniyle küçülmüş ya da yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bilginin her alanda işlevselce kullanılması mekanik iş süreçlerini küçültüp merkezileştirmiştir; bunun anlamı ise yepyeni bir piyasanın yaratılmış olmasıdır ki, bu piyasada alınıp satılan bilgi olduğu gibi bu bilgiyi üreten, saklayan beyinlerdir.

Asıl sorunumuza gelirsek; bilgi kamuya malolabilir mi ya da ebediyen kişiye özel mi kalır? Bu yazıyı okuyan herkesin sahip olduğu en az bir kitap vardır mutlaka; satın alınan, birisinden istenilen, sağda solda bulunan, bir şekilde elde edilen. Peki, bu kitaplarda yer alan bilgiler bizim tutsağımız mı oldu? Kesinlikle hayır! Başka bir örnek ise kütüphanelerin sınırsız kullanıma belirli bir üyelik ücretiyle hizmet vermesidir ki, asıl amacı bilgiyi yaymak, paylaşmak, çoğaltam ve ileriye doğru götürmektir; ticarethane mantığı ile çalışmaz kütüphaneler.

Bugün bilgi her koşulda ve şekilde üretildiği gibi gelişimine de çeşitli mecralarda devam etmektedir; salt okullarla sınırlı değildir bu gelişim. Bu sürecin en güzel ve elle tutulamayan kanıtı ise bilgisayarlardır. Konuya en yakın örnek ise bu yazıyı yazan yazardır ki, 26 yıllık bilgi birikimi an içinde satırlara dökülmektedir ve sürecin bir parçası olmaktadır; eğer yazılanların bilgisayardan yazıcı aracılığıyla kağıda dökülmesi söz konusu olmazsa bu bilginin ömrü dikkatsizlik sonucu pekte uzun olmayacaktır. Diğer bir örnek ise internet üzerinden yapılan her türlü bankacılık işleidir ki, kaydi paralar bir hesaptan başka bir hesaba aktarılırken ortada ne para vardır ne de başka bir şey.

* * * * *

Bugün bilişim alanında bilginin gerçekten de üretilip gelişimini güven ve kararlılıkla sürdürebileceği yegane ortam olan GNU/Linux 18 yaşındadır:

Nisan‘dan beri ücretsiz bir işletimsistemi üzerinde çalışıyorum, sadece bir hobi olarak. Ve hazır hale gelmeye başladı, bu aşamada MINIX‘in sevdiğiniz/sevmediğiniz özellikleri ile ilgili düşüncelerinizi almak istiyorum”

Tabii şu anda GNU/Linux dağıtımları işlevlerine, doğdukları topraklara, kullanıcı gruplarına göre farklılık göstermektedir; ancak sürekli olarak güncellenen ve süreç içinde yerini asla yitirmeyecek olan ise Linux çekirdeğidir. Bunun yanı sıra Özgür Yazılım da aynı süre içersinde gelişimini sürdürmektedir ki, bilginin gelişimi için olmazsa olmaz kuralları da yıllardır bünyesinde barındırmaktadır. Bunlar özetle kullanıcının yararına olacak şekilde istenildiği gibi kullanım, dağıtım, geliştirme gibi kurallardır.

GNU/Linux, Özgür Yazılım ve bu ikisine gönül veren son kullanıcıların desteğiyle ciddi anlamda kiş ve kurumsal bazda bilişim alanında tekil olan kapalı kaynak kodlu işletim sistemi ve çözüm üreticisi Windows karşısında yükselmektedir.

Peki Windows işletim sisteminin farkı ne? Tamamı ile kapalı kaynak kodlu olup bilgiyi ve gelişimini de hapsetmesidir. Yazının başında verdiğimiz cevap bilginin satın alınan bin ürün, hizmet olduğuydu; bunu örnekledik hatta.

Kütüphanelere üyelik için bir bedel ödersiniz ve aldığınız kitaplardan edindiğiniz bilgileri özel ya ra iş yaşamınızda işinize yarayacak şekilde kullanabilirsiniz: yaşamınızı düzenler, bilmediklerinizi öğrenir, edindiklerinizle iş kurabilir, para kazanabilirsinizde. Bunda bir sınırlama yoktur; tabii ki ödünç aldığınız kitabı zamanında getirmeniz gerekmekte.

Kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri ve bu temel üzerinde çalışmak için yapılmış olan kapalı ya da açık kaynak kodlu yazılımlar (ki, özgür yazılım ile karıştırılmamalıdır) yazılımlar birçok ihtiyacınızı karşılayacaktır; ama belirli bir ücret kaşılığında. Satın aldığınız, sadece yazılımı üreten ve pazara sunan firmanın belirlediği lisans anlaşmas çerçevesinde size sunduğu kullanım imkanıdır. Satın aldığınız bir kitap, sanat eseri, gittiğiniz bir okul gibi size bilgiyi paylaşma, geliştirme ve çoğaltma imkanı vermez. Satın aldığınız yazılımda

gnu_debian9

sizin iş akışınızı bozan bir unsur gördüğünüz ve çözüm ürettiğiniz anda bunu değiştirme şansınız yoktur ve lisans anlaşmasıyla da bu engellenmiştir. Bunun yanı sıra eğer ticari bir amaçla kullanıyorsanız yazılımı girdiğiniz veriler, ürettiğiniz plan ve projeler çoğunlukla sadece kullandığınız yazılımla uyumlu, başka yazılımlarla uyumsuz olacağı için üretilen bilgi de hapsolacaktır.

Şöyle ki, satın aldığınz bir kitabın iç kapağında “sadece satın alan kişi okuyabilir, kullanıcı dışındaki kimselerin okulması, kullanması bulunduğunuz ülke ilgili kanunlarınca yasaktır” gibi bir cümle olsaydı Torrentleson derece komik olurdu değil mi?

GNU/Linux felsefesinde yaratılan yazılımlar (uygulamalar, programlar) ve bunlardan üretilen bilgilerin paylaşımı sınırsız olduğu gibi, ticari bir amacı da engellemez; ancak paylaşıma açık ve kaynaklarının da açık olması şartıyla.

Bilginin Bilişim Alanında Gelişimi ve Üretimi

Toplumların bireylerden oluştuğu ve bireylerin de gelişerek toplumları ileriye ya da tam tersi gelişime ket vurup gelişime inatlaşıp eskiyi yeğ tutmasıyla geriye doğru götürdüğü aşikar.

Devir, zamanı yönetme ve insanlık için en iyisini, en güzelini, en yararlısını yapma zamanı olduğundan bilginin ve bilginin paylaşımı ile birlikte sınırsızlaşması, bilginin evrim yolunun zararlılardan arındırılması; kısaca üretilmesi; her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

Bugün gelinen noktada insanlık, her alanda bilişim ve bilgi teknolojilerinden, yenilikçi fikir ve gelişmelerden faydalanarak geçmişe oranla büyük bir yol almıştır. Çoğu Amerikan bilim kurgu, macera filmlerinde ağzımızı açık bırakan birçok teknolojik alet ya da yeni moda deyimiyle oyuncaklar artık çevremizde yer alırken biz, onların yeni, doğal efendileri konumundayız.

Bilgiye ulaşmak eskiye nazaran hiç olmadığı kadar kolay olmasına rağmen ulaşılan bilginin doğruluğu da o kadar şüphelidir. Çünkü açık ve şeffaf olan bilgiye erişimin de bir maliyeti olduğu gibi bilgiyi üretenin de katlandığı bir maliyet vardır. Ancak, üretici daima şunu bilir: bilgi en yararlı hale ancak paylaşıma açık bir şekilde topluma sunulursa ulaşabilir. Nitekim elimizin altında bilimin şimdiye kadar ürettiği teoremleri, hesaplamaları, icatları, bilgileri ve nicelerini içeren kitaplar, kütüphaneler mevcut. Üstelik hepsi de kişisel ve kamusal kullanıma açık.

kitaplar

Çok değil, bundan 10-15 yıl    öncesinin biricik bilgi kaynağı    kitaplar ve kütüphaneler bugün    rağbet sayıları azalsa da doğru ve     ulaşılabilir olmalarını hâlâ      korumaktadır.

* * *

Kuşkusuz, bilgisayarların   eskiye oranla bugün çok farklı   oldukları gerçek; ama anı olmanın   da ötesinde artık bilgisayarlar odalara değil ceplere sığmaktalar. Hatta minicik boyutta olanları da sağlık ve tıpta yoğun bir şekilde kullanılmakta. Artık, koca koca bilgisayarlar ve sadece dört işlemi yapıp delikli kartonlara işleyen, ampullü transistörler ile çalışanları da sadece müzelerde yer almaktadır. Sürece bakılınca bilginin gelişiminin inanılmaz hızı daha bir anlaşılıyor.

eniac-1

Koca bir odanın içine sığan ve ampullü transistörler ile çalışan, işlediği verileri ise delikli kağıtlara döken ilk bilgisayarlardan ENIAC.

Bugünün vazgeçilmez iş makineleri bilgisayarlar kişisel kullanımın yanı sıra şirketlerde, kamu yönetimlerinde birden fazla işlev yüklenerek adeta dünyayı yönetmektedirler.

Eğitimden adalete, yönetimden üretim süreçlerine ve planlamasına, sağlık ve tıp alanından spora, eğlenceden ekonomiye dek her alanda artık biz, kendi ürettiğimiz bilgisayarlara bağlıyız. Yazının girişinde “biz, onların yeni, doğal efendileri konumundayız” demiştik; evet bu doğrudur, ancak her şey içinde karşıtını da taşır ilkesi gereğince insanlığın yarattığı değer yine insanın egemeni olacaktır.

Dolayısıyla bu saydığımız daracık alandaki iş kollarında her gün, her saniye milyonlarca bilgisayar (belki de milyarlarca, evet, milyarlarca demek daha doğru) kendilerine daha önce belletilen iş akış ve süreçlerine uygun olarak yazılmış programlarla bu işi yürütmektedirler; ta ki, fişleri çekilene kadar ya da iş süreci değişene kadar.

Ancak şurası kesin; bunca gelişime karşın bilişim ve teknolojileri hala tam olarak gelişememiştir; gelişemediği gibi bilginin gelişim seyri de yavaşlamıştır. Bunun en başlıca nedeni ise hemen hemen her evde bulunan kapalı kaynak kodlu işletim sistemi ve bu tekele bağımlı olarak yapılan programlar. Kısacası: bilgisayarların, insanlarca yazılan programların, işlemlerin, fikirlerin, algoritmaların anlamlandırılıp elle tutulur, gözle görülür hale getirilmesini sağlayan işletim sistemleri ve programların büyük oranda tekel ve paralı, üstelik kaynak kodlarının kapalı olmasıdır.

edubuntu480x4801

Ubuntu’nun resmi bir türevi olan GNU/Linux; dahası özgür yazılım ve işletim sistemlerinin; kullanımını ilköğrenim çağındakilere kullandırmayı, sevdirmeyi amaçlayan Edubuntu’nun CD kapağı.

Tabii ki, burada emek sorunsalı ortaya çıkmaktadır. Emek, evrensel bir değer olup harcanan emek, zaman, öğrenilen bilgi-beceri ve enerjinin birleşimiyle açığa çıkan ürünün evrensel ve de paylaşıma açık olması; yani tüm insanlığın hizmetine bencil olmayan kısıtlamalar dahilinde sunulması gerekir. Ancak bu şekilde emek, hak ettiği değeri bulur. Çünkü paylaşıma açılmış ve insanlığa mal olmuş bilgi bünyesine yeni değerler katarak işe yaramaz ve çağın gereklerine uyum sağlayamayan, yararı azalmış parçalarını geride bırakıp (en zayıf halkaların zincirden kopartılması ve kaybedilen hızın kazanılması) yeni ve işlevsel bir şekilde daha iyiye ulaşır ki, bu aynı zamanda evrimin gereğidir.

Örneğin elektriği ve akımları keşfeden, hatta sayısız icadın patentini alıp, bulanın kendisi olduğunu kanıtlamak için kaydettiren Nikola Tesla bulduklarını sadece kendisine saklasaydı ve saklamakla kalmayıp katı anlaşmalarla, lisanslarla kullanım hakkını satsaydı bugün geldiğimiz noktada olabilir miydik? Elektrik ve elektronik bu denli dallanıp budaklanır, cebimize dek giren aletlerin içinde yer alabilir miydi? Ne olacağı kesin: her lamba açıp kapattıkça Tesla’nın kanından gelenlere lisans anlaşmaları dahilinde belirledikleri parayı ödeyecektik. Örneği genişletirsek gelmiş geçmiş tüm bilim adamları yaptıkları çalışmaları koruma altına alıp yanlışlanabilirliğini ve düzenlenmesini engelleyip kullanımını da kurallara bağlasaydı; üstelik her bir işlem başına da ücret talep etselerdi ne olurdu? Soruya soru ile cevap verirsek: okullarda fen bilgisi dersleri işlenebilir miydi?

tesla21

Nikola Tesla, düşündüğü ve kar amacı duymaksızın patent altına aldırdığı yığınla icatlarını katı lisans anlaşmalarıyla koruma altına alsaydı bugün kullandığımız bilgisayarlar nasıl çalışacaktı acaba?

***

Bugün işletim sistemleri ve iş gören uygulamalar pazarına bakıldığında temelde belli başlı firmaların kuşkusuz hakimiyeti görülmektedir. İşletim sistemi kullanıcıya kısaca sadece bir temel sunmaktadır aslında; kendi kullanımına göre de kişi, sistemini izin verildiği ya da bilgisayar alanında bildiği, düşündüğü ölçüde düzenleyebilir.

İşletim sistemlerini ve üzerinde çalışacak bağımlı uygulamaları temelde ikiye ayrılmaktadır.

1.Kapalı kaynak kodlu

2.Açık kaynak kodlu ve özgür

Kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri firmalar tarafından kar amacı güdülerek yapılıp pazara sunulduğu için ücretlidir; satın alan son kullanıcıya (artık müşteridir) sadece belli başlı işlemleri yapması için izin verdiği gibi satın aldığı ürünü tam olarak tüketmesine de izin vermez. Ancak destek ve bakım-onarım hizmetlerini sonuna dek satın alması içinde müşteriye cazip seçenekler sunar ki, bunlara pekala satılan malın açıkları da diyebiliriz; bu şekilde satışa sunduğu malın açıklarını da yeniden satış yoluyla gizler.

Üstelik müşteri satın aldığı kapalı kaynak kodlu işletim sistemini kendi isteklerine göre düzenleyemez; bu, sadece firmanın izin verdiği ölçüde olur. Çünkü satın aldığı bir taban sistem değil ön koşullu olarak kullanıcıyı paralı ve kapalı kaynak kodlu diğer yazılımlara mahkum eden gelişime kapalı bir tabandır; gelişimi sadece izin verildiği ölçüde mümkündür. Birde ne kapalı kaynak kodlu işletim sistemi satıcıları ne de uygulamaları satıcı firmaları ürünlerinin güvenliğini garanti eder. Bu işlemi de kapalı kaynak kodlu güvenlik yazılımları satan firmalara havale ederler ve tüketicinin özgürlüğü, dahası üreteceği bilginin gelişeceği alan bir çemberle sınırlanır; tüketici hep tüketici olarak kalır, sınıf atlayamaz. Bu, aynı zamanda bilginin “fasit bir daireye” hapsolması demektir.

bilgi1

Kaynak kodu denilen aslında açık devre/kapalı devre şeklinde tanımlayabileceğimiz 1 ve 0 sayılarının art arda dizilmesiyle oluşan satırları kendince anlamlandıran bilgisayarların ve son kullanıcının işini biraz olsun kolaylaştırmak için yazılan ve bir çekirdekçe ekrana yansıtılan kodlardır.

Bu çember içinde hapsolan birey sadece imkan verildiği ölçüde çözümler üreteceği içindir ki, bu sonrasında mekanikleşecek ve kendini tekrarlayacaktır. Ortaya çıkan bilgi ise bildik ve daima aynı sorunları çözen bir bilgi olacaktır.

Theme: Silver is the New Black. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.